KONUM PORTAL


PROGRAM,ANİMASYON,MÜZİK,HACK,SİTE TASARIM,ŞİİR,DİN,TARİH,VİDEO,OYUN İNDİRME,OYUN HİLELERİ,JOOMLA,PHP FUSION,MKPORTAL,PHP NUKE,KOMİK GİFLER,AŞK GİFLERİ,BAYRAK GİFLERİ,AYIRAÇ GİFLERİ,YAZARLAR,ROMAN ÖZETLERİ,DAMAR,RAP,ARABESK,ŞARKILAR,İLAHİLER
 
AnasayfaPORTALSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Similar topics

    Paylaş | 
     

     HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ ROMAN TAHLİLİ

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    ByK4RB0N
    ADMİN
    ADMİN
    avatar

    Mesaj Sayısı : 611
    Forum Tecrübesi : 121861
    Kayıt tarihi : 16/06/10
    Yaş : 25

    MesajKonu: HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ ROMAN TAHLİLİ   Cuma Haz. 18, 2010 8:47 pm

    DIŞ UNSURLAR
    HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
    HAYATI: 19 Ağustos 1864’te İstanbul’da doğdu. 8 Mart 1944’te Heybeliada’da yaşamını yitirdi. Heybeliada’daki Abbas Paşa Mezarlığı’na defnedildi.Roman veöykü yazarıı. Eserlerinde 19 ve 20'nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa’nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit’te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul’a anneannesinin Aksaray'daki Konağı'na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878’de Mekteb-i Mülkiye’ye girdi. 1880'de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi’nde memur, Ticaret Mahkemesi’nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887’de Ahmed Mithad Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894'te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri "Mürebbiye" ile "Metres", "Tesadüf" ve "Nimetşinas" bu gazetede tefrik edildi. Sansürün "Alafranga" (1911'de "Şıpsevdi" adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908'e kadar suskun kaldı.

    İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren "Boşboğaz ile Güllâbi" adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912'de Heybeliada'ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada'da geçirdi. 1924'te Son Posta gazetesinde tefrik edilen "Ben Deli miyim" romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul'u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul'un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola'nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada’daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en
    çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.


    Hüseyin Rahmi GÜRPINAR
    Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
    Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar,gülük yaşamı kaleme alırken mizahn öğesini yer alan Kuyrukluyıldız.Altında Bir İzdivaç ile Melek Snmıştım Şeytanı adlı yapıtları genç okurlarımız için özenle sadeleştirilmiştir.
    Dünyaya çarpması beklenen Halley kuyrukluyıldızı bu felakete yol açmaz ama İstanbul insanının hayatında epey bir çalkantıya neden olur.
    Melek Sanmıştım Şeytanı adlı öykü derlemesinde ise yine döneminin İstanbul halkının mahalle aralarında yaşadıkları,evlerin içinde olup bitenler büyük bir canlılıkla çizilir.
    Edebiyatla ilk tanışanları bile edebiyat tutkunu haline getiren kalemlerden biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın tüm yapıtları Everest Yayınları tarafından özenle baskıya hazırlanmıştır


    Basım Bilgileri
    Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
    Hüseyin Rahmi Gürpınar
    Yayına Hazırlayan:Sevengül Sönmez
    Kapak Tasarım:Utku Lomlu
    Kapakta kullanılan desen:Serpil Şakar
    Mizanpaj: Bahar Kuru
    1912 Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
    2007 Bu kitabın Türkçe yayın hakları
    Everest Yayınları’na aittir.
    Everest Yayınları,1-2 Aralık 2007-Mayıs 2009
    ISBN-978-975-289-450-1
    Serfitika No:10905
    Baskı ve Cilt:Melisa Matbaacılık
    Bütün Eserleri 1
    Sadeleştirilmiş Basım.
    Sayfa Sayısı:150/Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
    Kitabın boyutu:Eni13,5 Boyu 19,5
    ÖNSÖZ
    Öteki gezegen kız kardeşleri arasında bizim küremiz tam gençlik çağındadır.Bütün evrenin annesi olan sonsuzluğun karanlıkları ve güneşin nurları içinde güle oynaya yuvarlanarak bugüne kadar sürdürdüğü ömrü,hamdolsun bütün sağlık ve sağlamlıkla yaşadı.Şimdi ise bazı kuruntulu adamlar onun tehlikeli bir hastalık geçireceğini,daha iyimserler ile farkına varılmayacak kadar hafif bir nezle geçireceğini haber veriyorlar.
    Bunun için telaşa ne lüzum var efendim! Bu yeryuvarlağı annemiz,yaradılışından beri sonsuzluk içinde nazlı nazlı gezinirken, o oynak ve yoldan çıkmaya müsait öteki kardeşlerinin kendisine yaklaşma cilvelerine kim bilir kaç kez uğraşmıştır. Buna rağmen üzerinde, bu nedenle oluşmuş bir sakatlıklatan herhangi bir iz görmüyoruz.
    “Hakikat böyledir de bu telaşlar, bu söylentiler, bu heyecanlar bilhassa tanınmış, büyük imzalar altındaki o heybetli makaleler ne oluyor.Ah efendim insanların hakikatleri kabuldeki inatlarını bilirsiniz. Bu işte size haddim olmayarak küçük bir nasihat vereyim mi?İnsanların korktuklarından ziyade korkmadıklarından korkunuz.Ta vaaz verenlerden tutunuz de fen bilgisi sahiplerine kadar filozoflar,bilginler de diğer kardeşlerini korkutmak arzusundan

    İÇ YAPI UNSURLARI
    Özet:
    Bedriye hanım Emine hanımın evine giderek tahta kaplama heycanlı heycanlı vuran Bedriye hanım haykırıyordu. Pencereye gelsene Emine sana ne söyleyecegim die bagırıyodu daha sonra yumrugun şiddetini artırarak emine hanım pencereye gel neler olmuş neler daha sonra Emine hanım yavaşça pencereyi açıp başını dışarıya çıkartarak ayol Bedriye hanım biraz yavş vur. Oglanı yeni uyuttum zaten uyutana kadar akla karayı seçtim bir taraftan da ev temelinden sallanıyor.Bedriye hanım aaa.. benim yumruğumdan ev mi emine hanım hiç sallanmaz mı tavan aralıklarından pıtır pıtır toz dökülüyor. Daha sonra Emine hanım eee haberin ne imiş bakalım. Yine sıtkı karısını mı boşadı? Diyen emine hanım bedriye hanım ile dalga geçti daha sonra bedriye hanım işler daha fena Emine hanım söyle çabuk içimden fena oluyor diyerek Bedriye hanım dünyaya kuyruklu yıldız çarpacakmış .
    Daha sonra Emine hanım bende bişe sanmıştım. Diyerek umursamaz Emine hanım çarpacaksa çarpsın kapımı kapatır içerde otururum Bedriye hanım o kocaman kuyruklu yıldız dünyaya da çarpacak senin evine bişey olmayacak daha benim yumruğumla sallanan ev o kocamana meret dünyaya çarpacakta senin ev yerinde kalacakmı zannediyorsun? demiş.Emine hanım benim evime birşeycik olmaz o helal para ile yapıldı.Bir çok ev yıkılırken benim ev bir kere bile salanmadı. Zaten korkma hepsi yalandır falcıların uydurmasıdır diyerek bir arada kuyrukluyu görmüşlerdir. Başımıza taşlar yagacaktı hani hepsi yalan çıktı Üst taraftaki komşusu Emeti hanım bahçe duvarını önünde oturuyormuş.Emeti hanım ne konuşup duruyosunuz nedir bu telaşınız.Daha sonra Bedriye hanım kuyrukluyu konuşuyoruz.Emeti hanım; ne kuyruklusu Bedriye hanım gökteki kuyruklu Emeti hanım sen göktekini boş ver yerdeki kuyruklulara bak örtülerinin tegellerini birer igne iliştirip çarşaflarını eteklerini yerde sürüyerek sokaklarda gezen kuyruklular yok mu ?Bedriye hanım: ilahi Emeti hanım dünya tersine dönsede sen yine bu gençlerle ugraşmaktan yine vazgeçmezsin.
    Emeti hanımı kızı Mebrure birden bire odaya annesini yanına gelerek sorar…Ne konuşuyorsunuz anne Emeti hanım dünyaya kuyruklu yıldız çarpacakmış da hepimiz tuzla buz olacakmışız. Mebrure aman anne ben korkarım eee n zaman çarpacakmış.Emeti hanım: ben bilmiyorum gel sor.
    Mebrure başını pencereden çıkartarak bedriye hanım teyze kuyruklu ne zaman çarpacakmış.Bedriye hanım mayısın bilmem kaçında sabaha karşı çarpacakmış dedi. Emeti hanım Bedriye hanımı sen nerden biliyorsun. Nereden gördün. Bedriye hanım telgrafçıları evinde gördüm onların oglu İrfan Frenkçe okur.Önüme bir kitap açtı. Bütün resimleri var. Daha sonra parmagı ile bir resmi göstererek işte bu dünyaya çarpacak kuyruklu yıldız dedi. Emeti hanım nasıl peki tarif etsene demiş. Bedriye hanım nasıl tarif edeyim deniz kız mı desem,Ankara keçisimi desem neyse tarifi çok zor.Bir resim şekliydi.Emeti hanım kızı mebrure anne bizde gidelim bakalım şu resme demiş Emeti hanım hemen pencereden çekilerek çocuğu sallayarak ninni söylemeye başladı.bir süre çocuğu uyutmaya çalıştı.daha sonra Emeti hanımın sesi kesilir. Bedriye hanım Emeti hanıma düştünmü ne oldun. Ah ne olacağım üstüne bastığım çürük küfenin dibi çıktı.göysüme kadar içine gömüldüm.Her tarafımım sıyrıldı.Daha sonra Bedriye hanım biraz saga birazda sola sallan bakalım belki içinden çıkarsın.Emeti hanım sallanmaya başladı.Ama küfenin agaçları bögrüme bögrüme batıyordu.Oda agrıtıyor.Emeti hanım haykırıyordu konuşsana burada sıkıntıdan patlayacagım.Bedriye hanım şimdi nasıl çıkacaksın o küfenin içinden Emeti biri gelip kurtarana kadar bekleyecegim.Daha sonra bakkalcı sen o küfenin içinden çıkana kadar benim okadar zamanım yok. Aç şu kapıyı ben size bırakayım sabunları. Bedriye hanımın evine bırakan bakkalcı bırakarak daha sonrada arkasını döndü ve gitti.Daha sonrada emeti hanım kızım geliyor Hayriyem geliyor. Ohhhhh çok şükür. Küfeden kurtulacagım sonunda daha sonrada kızı hayriye eve gelerek anne anne diyerek evde bagırıyordu.Etrafa baktı.Etrafta ne annesi vardı nede bir lokma yiycek ve içecek kalmıştı kediler evde ne var ne yok hep dagıtıp yemişler.Daha sonra Emeti hanım bagırarak burdayım kızım Hayriye buradayım Hayriye sesin bahçeden geldigini duyarak bahçeye hızla koşmaya başlar.Daha sonra birde ne görsün annesi bahçede küfenin içinde sıkışıp kalmış Hayriye annesine ilahi anne kırık küfenin içine nasıl girdin öyle Emeti hanım hah bak işte gördün mü?Evlat olacak bide diyerk kızına laf verdi. Anne bu kazaya nasıl ugradın demiyorda neler düşünüyor şuna bak anne nasıl düştün diye söylemiyorda sanki keyfimden girdim diyerek kızı Hayriye’yi azarladı.Hayriye’ye beni burdan çıkart diye seslenerek Hayriye kızım beni burdan çıkartırmısın demiş.ve daha sonra H ayriye annesi emeti hanımı o melet küfeden sonunda kurtarmıştı.Daha sonra Emeti hanım koca bir ohh çekerek rahatlamıştı kadının her tarafı tutulmuş ve her tarafı ağaç köklerinden bögrü agrımıştı.
    Sayfa 22:
    Bu sayfadan başlayarak İrfan Galip hakkında bilgi verilmektedir. İrfan gelip bey,yirmi iki yirmi üç yaşında, yeni edebi nesilden,asabi,gururu zekasından fazla bir gençti.Öğrenimi İstanbul mekteplerinden idi.Meşhur olmak için yanıp tutuşuyordu.Sayısı yirmi paraya satılan haftalık mecmualara bedava yazılar göndermekten usanmazdı.
    İrfan memlekete faydalı bir adam olmak için çalışırdı.Fakat memleketimizde en gayretliler bile ciddi öğrenim hemen imkansız olduğuna göre bir kısım zamanını böyle bilimsel inceliklerle geçirirdi.Hiçbir şeyden memnun değildi.Memleketinden,Milliyetinden,ailesinden hemen her şeyden şikayetçi idi.Ev ve mahalle halkının,bütün İstanbul halkının cehaletinden çok bunalmış. Aksaray’daki evlerinin en üst katındaki yazı odasını penceresinde Topkapı taraflarına bazen üzüntüyle acıyarak bakardı.
    İrfan Galip şöhret olma hırsıyla yanıyor kavruluyordu.Kendini aleme tanıtmak bu ne kadar zor bir işti.İrfan çagdaş felsefe adı altında yayımlanan açık mavi yeşil karışımı kapaklı seri kitaplarını masasını üzerine döker.
    Haftalarca çalışarak evrim kanununa ait uzun bir makale yazar ve bunu gazetelerde yayımatmak ister kendini bütün memlekete tanıtmak ve kendini üstün göstermeye çalışır.Fakat bu evrim kanunu denen kitap çok uzun fakat uzunlugu anlaşılır.Olmamasından dolayı gönderdigi gazetecilerde hep red edilirdi.
    İrfan daha sonra düşünürdü.Niçin böyle memlekete faydalı makaleler alıcısı yoktur.Öyle ciddi bir makale yazmak için günlerce ugraştıktan sonra bunu bir türlü gazeteye kabul ettiremiyordu.Daha sonra bu evrim kanunu adlı makalesini başka başka başlıklarla kullanarak birkaç parçaya ayırarak yayımlar.
    İrfan gençligin ideali olan evlen me hususunda bile endşeliydi çok umutsuzdu.İrfan hiç bu memlekette evlenmeyecekti.Agabeyisi Ragıp’tan gördüklerini kemdine tecrübe edinerek evlilikten çok korkuyor.Kadınlar hakkında bir çok eleştirilerde bulunuyordu . Zaten makalelerinde de kadınlar hakkında bir çok eleştride bulunuyor ve yazıyordu.Yirmi iki yaşına kadar itiraf edilmedik sevdalar karşılık görmeyen iç çekişmeler göz yaşları çılgınca denecek hayaller arkasında koşmuştu aşk konusunda pek çekinger ve utangaç biriydi daima böyle hayalere aşık olurdu.Ama birgün genç bir kadın gören İrfan bir süre kadına bakarak İrfanın bu tereddütlü ve çekinger bakışları karşısında genç kadın kaşlarını çatarak şemsiyesini indirip tek kelime söylemeden arkasını dönerek giden bu kadın sayesinde irfan o günden bu güne kadınlara hep düşman olup onlardan bir öç almayı planlamışdı.Kadınlar arsında da hep böle kadın düşmanı olarak tanınmıştır.
    Fakat ne yapsa kadınlardan hıncını alamıyordu. 1326 senesi Mayıs ayının başlarında dünya ya bir haber yayıldı.Bu dünya ya bir kuyruklu yıldızın çarpacagı hakkında haber yayılmıştı.İrfan galip bunu üzerine kadınlardan öç almanın yolunu bulmuştu.
    Daha sonra irfan bütün kadınları bir konferans dahilinde toplayarak kadınlara konferans vercegini açıkladı.Bu konferansta dünyaya çarpacak olan kuyruklu yıldız, astronomi hakkında pek sade,halk anlayışına göre basit bilgilerle yavaştan başlayacak,hanımları gittikçe heyecanlandırmak amacı ile giderk şiddetlenecekti bu kararını uygulamak için gerekli hazırlıga başladı.
    İrfanın babasının adı defterdar galip efendi karısını ve çocukalrına yetecek kadar gelir bırakıp beş sene evvel hakkı rahmetine kavuşmuştur ve düzenlerini hiç bozmayarak Aksaray daki evlerinde mutlu mesut oturuyorlardı ve evlerinden çok memnundular ve bu kadınlara konferans düzenleyecekti mahalledeki bütün kadınlar konferansa davet edildi.Bir kaç saat sonra kadınlar gelmeye başladılar.
    Bu korkunç kuyruklu yıldız hakkında bilgi edinmek için hep birlikte konferans alanına yığıldılar.Konferans yeri doldu ve taştı.İrfan galip bey ne kadar kadın düşmanı olsada onlara güzel görünmek için düzgün bir kıyafet ve saçını taramıştı.
    Konferans konuşmasını yapan İrfan bir çok bilgilere değinmiş güneş sistemini anlatarak insanları dahada aydınlatmaya çalışıyor ama insanlar kendilerine başka manalar çıkartarak yorumluyorlardı.Arada bir İrfan konferansa ara veriyordu.
    Kadınların bazıları dinliyormuş gibi görünüyor ve bazılarıda hiç dinlemiyordu konferanstan sıkılanlarda olmuştu keşke gelmesek diyenlerde vardı.Feriha bir kadın yardımıyla irfana mektubu verir.Bundan sonra İrfan bir köşeye çekilerek mektubu okumaya başlar.
    Sayfa. 64
    Mektup:
    Beyefendi:
    Kuyruğu içiden mayısın beşinci gününün sonu geçeceği haber verilen Halley yıldızı beni meraktan öldürür.Bu merakımı korku eseri zannetmeyiniz.Nasıl olacak?İşte bunu görmek istiyorum.Kalbimde bir korku var.İnkar etmem lakin merakla karışık tatlı bir korku uzayda iki dünya gümmm diye birbiriyle nasıl çarpışır?Bunu bilmek istiyorum.
    Ben garipliklerden ne kadar hoşlanan bir kızım bilseniz.Ben spor delisiyim,ah ben ne yapayım.Cenabı hak beni kadın yaratmış.Hep dertlerimi bu mektubumda size anlatmak istemem.belki sonra hafifliğime karar verirsiniz.Bu kadar spor meraklısı olupta nereye gezdiğim var.Annemden sokağa çıkmak için izin isterim,gönlü olursa yanıma dadımla lalamı verir öyle sokağa çıkarır.Geçenlerde yine beyazıta kadar çıktık annem nereden duyacak diye o kadar yalvardım.Ama annemi kandırmak mümkün değil.Çatı katında benim odam var sanmayın ki sadece kitaplarım var.Orda dürbünüm var ve ara sıra uzaya uzaya bakarım,yıldızlara bakarım.
    Sizden Halley hakkında bilgi isterim.Size bu mektubu getiren kadın birkaç gün sonra cevap almaya gelecektir.Sizden bir ricam var,Benim kim olduğumu araştırmaya kalkmayınız.Zaten bu konuda gerekli tedbirlerimi aldım.Eğer öyle bir şey yaparsanız mektubu getiren kadını takip edip yerimi bulmak isterseniz bir daha mektup yazmam.
    Mektup bu şekilde son bulur.İrfan bu mektubu okudktan sonra kadınlara karşı yumuşadı ve bu mektubu üç defa okudu.Hatta doymadı bile okumaya.O yazıların her biriinde tarifi imkansız bir cazibe büyüleyici bir etki buluyordu. Bu mektuba birden bire niçin böyle kapılmış oldugunu anlamaya, düşünmeye kalkıştı. Hiç tanımadıgı bir erkege bu kadar serbest bir dille mektup yazan bir kızın kadın oluşu pek de önemli degil diye düşünde.mektup usta işi idi.Saflık perdesine bürümüş o cümleler içinde anlatıcı cümleler vardı. Hele mektubun sonundaki Haley ile ilgili sizden bilgi isterim.
    İrfan tekrar konferans verip mektubu yazan kişiy bulmak isityordu. İrfan o haftada konferansını dinleyenler içinde toplamaya böyle bir küçük hanım bulunması olasılığını düşünerek hazırlıklarına başladı.Ama her şeyden evvel bu mektuba karşılık yazmak gerekti.Hemen kalemden çıktı,köprüye indi,vapurla haydar paşaya geçti.Tenha kırlarda dolaşa dolaşa ağaç altlarında çayırlıklarda oturarak mektup yazdı.
    İrfan galip mektub
    HanımEfendi:
    Hakkımda söylediğiniz güzel sözlere karşılık cevap bulamıyorum. İzninizi kötüye kullanmış olurum biliyorum.Sizi sarsmış olurum.Size pek akıllıca pek ağır başlı pek akıllı bir cevap yazmak isterdim.Ama bu mümkün değil.
    Mektubunuzda gösterdiğiniz saflığı saflıkla karşılık vereceğim.Olduğum gibi görüneceğim.Şimdiye kadar sevilmedim çok özlendim fakat sevmedim.Hep var olmayan güzeller için ağladım.Fakat siz onu işte şimdi gönlümde birden aydınlatınız.Galiba yine aldanıyorum.Bu kağıt parçasından ben gönlümden ne geçerse onu çıkarıyorum?İşte bunlarda buyla bunlarda birer hayel…Yazdıkça coşuyorum.Coştukca yazarsam sizi kendime daha çok güldürüm.Hayalinizin bir sınır akımı gibi zihninde dalgalanışını adeta hissediyorum.Kim olduğunuzu bulmak için arama yapmamı emretmişsiniz.Maddi değilse manevi kimliğinizi aramaktan alamıyorum kendimi ama sizin emrinizi yerine getireceğim.Mektubunuzda sizi bulmak ip ucu olarak kullanabilceğim yalnız şu satır var:
    Evinizin ahır kapıdan dışarı çıkılınca demir yoluna inildiğini bir ağabeyiniz bulunduğunu ve bir bisikleti olduğunu anlatıyor.İstanbul’un marmara’ya bakan kısmında ahır kapıdan bu noktaya inilir.Binlerce ev var bunların içinde eviniz hangisi bir bilmece?
    Şu mektupta kullandığım serbest lisandan üzüldünüzse affınızı rica ederim dildeki saflık örgüsü layık görülmez fikrindeyim.Sözleriniz beni o derece etkilediki cevabımda duygularımı gizlemeyi bu ifademde dikkatli olmayı beceremeyip,zihnimden,kalbimden kopan taşkınlıkları olduğu gibi kağıda geçirdim.İşte şimdi yine zihnimden gönlümden,dilimden hemen taşmaya hazır bir cümle var.Yazmadan duramayacağım:
    Yapılmakta olan gözlemevinizde gökleri özlemek için beraber bulunma sadetinin ve bunları düşünme çılgınlığının ruhuma verdiği çarpıntıları…heyecanları,hazları şöyle merak arzusu…
    İrfan Galip
    İrfan bu mektubu temize çektikten sonra birkaç defa okudu. Hüviyeti,terbiyesi belli olmayan bir kızı ilk seferde u kadar tutkun göründüğüne sıkılarak mektubu değiştirmek pek ağır başlı ve kayıtsız bir tarzda bir diğerini yazmak istedi.
    Bir gün sonra o kadın yine kaleme geldi.İrfan bey mektubu verdi.Ertesi gün büyük bir heycanla cevap bekledi.Fakat hiç bir şey olmadı.Vakit geçtikçe kendini kızın gözünde küçük vaziyete düştüğünü düşünüyordu.
    Konferans günü geldi çattı.Bunun kadınlar arasında duyulması için hazırlıklarla koyuldu.Aşağıdan elektrik düğmesine dokunur dokunmaz rasiha bu masaya üstündeki eşya ile beraber bir büyük patırdı ile devrilecekti.Konferans yerinin bahçeye bakan pencerelerini açtırdı.Pencerelerden dışarıya bakan havai fişekleri koydurdu.hazırlıkları tamamdı.
    Konferans günü kadınlar toplandı.İrfan Galip rüyasına kaldığı yerden devam etmeye başladı.
    Geçen ki konferansımızda mütiş bila’dan bahsediyorduk.Rüyamda Bekir bana bir sandal alıp buradan kaçalım dedi.Bekir’i sandal almaya yolladım.Bekir bir saat sonra geldi.Sandalın hazır olduğunu söyledi.Bu arada kuyruklu yıldızın denize düştüğü ve boğulacağımızı haber ettiler gazetelerde,gazete eklerinde sürekli yeni haberler çıkıyordu.Halk bir birleriyle helalleşiyordu.hava kararmıştı.Bu sırada rasiba lambayı yaktı ve msanın üzerindeki eşyalar büyük bir gürültüyle yere düştü.Kadınlar korkmaya başladı.Bu sırada havai fişeklerde patladı.Kadınlar çok korkmuştu,kimi ağlıyor,kimi bayılıyor,kimi ise korkudan gülüyordu.Sonra İrfan bey bu fişekler eğlenceden başka bir şey değil.
    gülüyordu.Sonra İrfan bey bu fişekler eğlenceden başka bir şey değil.
    Emeti hanım:
    Korkudan çılgına dönmüştü.Bedriye hanımcığım.
    Hiçbir yerimizde eksik varmı.
    Bedriye Hanım:
    Yok Emeti hanımcığım her şeyimiz tam korkma der.
    Konferansı bitirir irfan bey.
    İrfan ertesi gün günü bilinmeyen yerdeki sevgilisinden uzun ve adeta azarlayan şu mektubu aldı.
    Beyefendi:
    Alıdığım mektubunuza cevaben şu satırları yazmak için bir hayli düşündüm.Ne olursam olayım bilimsel edebi ahlaki ve özellikle kadınlar aleyhindeki makalenizden düşünce gücünüz olduğunu düşünerek ve yanlış anlaşılmayacağımı sanarak yazmıştım yanılmışım.Bu hatamdan dolayı mahcubum ve size düşündüğüm kadar metin bulamadığıma da pek üzgünüm.Bizde genel bir hastalık şeklinde olan bu alışkanlığın bulaşıcılığından meğer sizde eksik kalmamışsınız.Diğer milletlerle bir kadının doğal karşılanarak serbest en ufak bir hareketi burada oynaklık sayılıyor.İşte buna örnekte size yazığım mektuba gördüğüm karşılıktır.Gazetelerde dergilerde gördüğüm bilgiler bu merakımı gidermeye yetmedi.Bir bilene başvurmak istedim.Yani size eserlerinize konferansınıza bakarak aklıma en önce siz geldiniz.Bu coşan ben değilim aşktır,tabiattır buyuruyorsunuz insaf ediniz.Bu bir bahanemidir o kardeşi bulsaydım kadının bu memlekette anlaşılma biçiminden bütün dertlerimden her şeyden bahsedecektim,fakat şimdi ne yapabilirim.Çünkü sizin istediğiniz gibi kız çoktur benim olmak istediğim gibi az veya hiç yoktur.Fakat çirkinliğinden asla…Çünkü bu felaketin en büyük kurbanı yine kendisidir.Başkası değil dosta en çok ihtiyacı olan çirkinlerdir. Adeta bir erkeğin derecesinde bilgi ve beceri sahibi olmaya uğraşamıyorum.Bir TÜRK kadını için böyle şeylerden yapılması değil belki akla getirilmesi bile cesarettir.Toplumun salgınlığından,çocuk salgınlığından bahsedildiğini belki duymuşsunuzdur.Bunlar adetlerimiz yaşayışımız bakımından da bize,doğu kadınlarına da uymaz.Çünkü onlar adet gereği o içimde ömür geçirmeye mahkumdur.Artık ötesini düşünmediğiniz en önemli konuyuda avrupa’dan buraya getirdik.Zavallı Türk kadını içinde ev içinde bedenini çalıştırmaya ki büyük vesile vardır.Ya ortalık süpürür.Yada bulaşık yıkar.Kadına zavallı dediğinizi kabul ettirirdi.Nasıl bir kadından düşünceniz dışından faydanlanmak mümkün değimli.O ateşli mektubunuza aynı ateşle karşılık verseydim pek hoşunuza gidecekti ama bu memnuniyet devamlı bir bahtiyarlık olamazdı.Rüyanızı biraz kısa buldum.Mütiş bila’nın atlantikteki belirli bir bölgeye düşmesinden sonra gök yüzüne fışkıran suların nasıl akıl almaz bir büyüklükte ve heybetli şelaleler yaratarak aşağıya döküyordu.Hele İstanbul’u sular örtüpte rüyanızdaki dehşete göre Atlantik,hint denizi ve büyük denizle birleşik bu kadar karalar ile beraer Akdeniz,Marmara,kara denizde kaybolarak ortaya yalnız büyük deniz denecek bir deniz oluştuğu zaman siz anneniz, yengeniz ve dadınızla eğlenceli bölümünü oluşturacaktı.Hayal gücünüz çok büyüktür.
    Bende her zaman hayatımı küçümseme hastalığı var.Şimdi ölümle şakasız karşı karşıya gelince korkudan titriyorum.Ölüm ne kadar hakikat olsada insan yine kurtuluş çaresi aramaktan kendini alamıyor.Etrafıma bakındım uçsuz bucaksız bir deniz o anda yine kulağıma insan sesine benzer sesler geldi.Hemen adım saçak yel kovanını söktüm üstümdeki beyaz elbisemin bir kısmını yırttım.İpin ucunda bir su kovası gibi sallanıyordu.Sandalların içinde gazete daıtıcılarını gördüm.Şöyle bağırıyorlardı:Kıyamet kopmadan evvel bunların hepsini satamadık elimizde kaldı.Matbaalara iyade de mümkün değil.Her şeyde bir sır var bu köprüler sağlam olaydı yerlerden böyle kolaylıkla koparak şu tehlike anında bu kadar insana sığınak hizmetini göremezdi dedim.Sonra bir fırtına çıktı sandallardaki gazeteciler ve insanlar hep suya düştü.Tek ben kaldım sanıyordum yaşayan insan,sonra bir helikopter sesi geldi.Kurtarın beni diye bağırdım.Sonra bana ip atıp beni uçağa çektiler.Sonra uçak yere düştü.Sonra bir uyandım ki yerden yatan dadımın üstüne düşmüşüm. Kadıncağız birden bire uyanarak şiddetli bir çığlık kopardı halleyin çarpma gecesi yakın olduğu için herkes kuşkuda olduğundan bugün bütünün ardından işitilen feryat üzerine beklenen olay gerçekleşti sanarak bütün ev halkı heycan içinde ayaklandı.Bilmem bu rüyan sizinkini tamamlayacak kuvvettemiyim.Genel bir çarpıntı herkesi sarsmış durumda herkes kendi ölümünün acısını düşünüyor.Dünya’nın sonu olduğu söylenilen böyle önemli bir günde kuvvetli bir akıldan çıkacak teselli sözlerine ihtiyacım var.Ben sevilecek güzel bir kız değilim.
    İrfan Bey mektuba karşılık:
    Hanımefendi
    Atı alan üsküdarı geçti.İleri sürdüğümüz her türlü sert yasaklarınıza rağmen ben sizi sevdim.Artık oradan sizi hiçbir kuvvet indiremez.Hanım efendi dünyadaki mutluluk denilen şey tamamen kuruntudan ibaret bir söz değil ise onun görünen yüzü böyle bir biriyle kaynaşabilen iki ruhun birleşmesiyle oluşan haldir.
    Cenabı Hak sizi öyle yaratmış ki bir nokta fazla veya eksik değiştirmeye kalkışmak Allahın size bahsettiği doğal güzelliklere karşı bir küfür olur.Aynı hastalığa yakalananlar birbirinin tamamıyla tanıdığı işte sizinle kendime karşılaştırarak sizdeki taşkınlıkların,sıkıntıların nedenlerini bulamıyorum.Geleneğin bu boş bağlarından bu açık ili yüzlülükten yalanlardan uzaklaşıp insanlığın yaratılışından olan bağzı kabahatlerini gizleyerek bilebile aldatmak ve aldanmak garipliğinden mümkün olduğunca kurtulmaya uğraşalım.Çok sevinmekte büyük bir kedere uğramak kadar üzer.Çirkinlik konusundaki itirafınızda beni bu sevdan vazgeçirmedi.
    İrfan Galip
    İrfan bumektuba agırbaşlı bir filozof tavrıyla başlamışken gide gide bir tür aşk sarhoşluguna ugrayarak düşüncelerinde ve uslubunda bir hafiflige düşmekten kendini alamamıştı. Etmiş oldugu bu hafiflige mektubu gönderdikten sonra pişman oldu. Fakat iş işten geçmişti. Henüz tanımadıgı sevgilisini bu defa cidden gücendirip mektubuna ceveb alamaz ise İrfan Galib hali hakikaten acınacak bir bunalıma girmiş olacaktı. O gece türlü hayallerle yatagında alaca bir uyku geçirdi.
    hazırlanırken Annesi Ferdane hanım:
    Oğlum irfan:
    Konferans verdiğin gün burası adeta düğün evine döndü.Ortalık kirlendi ama zarar yok.O kadar kadının içinde kötü bakışlıda bulunur.Rabbim bağışlasın baban yok bir daha ben senin gibisini nasıl doğurabilirim.Konferans günü bizim emsal bir kız görmüş.Güzelliğini söyleye söyleye bitiremiyor.İrfan nasıl kız diye sordu.Ben görmedim.Ferdane hanım oğlunun bu meraklı sorularında bir sevda tehlikesi,korkusu alarak boş bulunup böyle bir konu açtığına pişman olur.İrfan biraz daha ileri varırsa foyasını ortaya çıkarmaktan korkuyordu.Gelişi güzel birkaç lakırdı bulup söyledikten sonra annesinin yanından çıktı.
    Meçhul sevgilisi kendi çirkinligi hakkında İrfan’a ne kadar ısrarla ve kesin sözler söylesede. Delikanlı bu garib iddiayı daimaaksine anlama egilimi gösteriyor, yani kız kendisi çirkinlikte ne kadar ısrar ederse etsin tersine oranda güzel olduguna kara veriyordu. Bu durum İrfan için öyle acayip bir duyguydu ki, neden dolayı böyle düşündügünün sebebini kendi de pek bilmiyordu. Emsal’in şu müjdesi bu fikrini büsbütün kuvvetlendirmişti.

    Feriha dan mektup:
    Ah aman annecigim o ne idi. Ne büyük şeydi dün sabah gödügüm söyleyiniz … Anlayınız. Bulun bakalım beyefendi. Ne gördügümü söyleyiniz bildinizmi evet evet işte onu… Ta kendisini kuyrukluyu gördüm…Korkmamaya bu kadar karalıyken hala korkumdan titriyorum. Dünyanın sonu olması pek mümkün böyle bir korku ve buhran günüde ne kadar dünya ya ait ve hayalci duygularla meşgulsünüz. Şimdi başka şey düşünülecek zaman mı? Bahsettigimz heveslere ta akıl harcamanın hiç mevsimi degil.
    Hayatın kıymetini onu kaybedecegine yakın anlayan çirkin kız’
    İrfan galip Ferihanın mektubuna karşılık şu satırları yazdı:hanımefendi! Emrinize tamamen uyamadığım için affınıza ve merhametinize sığınırım.Emir,ona karşı gelemeyecekler içindir.kendi gücünü yetmediği zor bir işte başarılı olmadığı için kimse suçlu sayılmaz.İnsani adaletin güvencesi mahkemelerdir. Vicdani adaletin hakimleri ise herkes kendisidir. Hakikatın gücünün yetebildiği bir açıklıkla anlatmaya uğraştıktan sonra sizden gelecek her türlü hükmünüze razıyım…
    Derdimi döküp yanıp yakılmak yolunda attığım bu yalvarmalarıma bütüm yaralarımı açmadan susmak emin olunuz bana haley’in çarpma tehlikesindan beter geliyor. Fakat emrinize karşı çıkmakta ileri varmaktan korktuğum ve özellikle tek sözden bütün kalbimin üzüntülerinin anlamak emrindeki sezginizden emin bulumduğum için içte susuyorum… baki af… ve merhamet…
    İrfan galip ertesi gün gelen kadına mektubu teslim ederek gönderdi İrfan kendi kendine düşündü ve bu kadını takip etmezsem ferihanın yerini bulamayacağım ama söz vermiştim takip etmeyeceğime. İrfan kadını takibe başladı. Kendini göstermemek için aradaki mesafeyi hayli uzatarak mümkün olduğunca kalabalığa karışarak dedektifmiş gibi takibe devam etti. Kadın bir kağıtçı dükkanına girdi İrfanda karşı dükkana girdi. Kadın kağıtçı çırağı ile cilveleşircesine konuşa konuşa orta kutu koydular kadın nihayet alacağı kağıtı seçti. Dükkandan çıktı bir zaman sonra İrfanda ardından çıktı kadın caddeden aşağıya indi yeni postahane yönüne saptı ve kadın bir erkekle buluştu sanki kavga edercesine konuşuyorlardı. Sonra kadın oradan ayrıldı İrfan takibe devam etti kadın 151. nolu kapıdan içeri girdi. Daha sonra güzel yüzlü bir kadın gelerek beyefendi aynı maksatla mı dolaşıyorsunuz. Kadın burada ferihayı kötülemeye başladı. Benimde kocamı ayarttı bu şıllık diye uyardı. İrfan bu kadının dediklerini duyar duymaz bir tereddüte girdi. Evlendikten sonra pişman olurum diye çok düşünmüştü. Daha sonra ferihadan evlenme teklifine kaşılık bir mektup aldı feriha mektubunda senle evlenirim fakat bir şartım var bu şart dolayısıyla affınızı dileyerek birkaç saat sonra haley zehirli eteğini dünya’ya sererken yanınıza gelmekten şeref duyacağım ve İrfan ferihanın şartını kabul eder.Daha sonra nişan yaparak İrfan ferihaya içgüvesi olarak gitti.
    Ve bunun ardından İrfan ile feriha kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağı gece kadar evin balkonda beklemeye başladılar ve sabah olmuştu ama haley dünyaya çarpmamıştı bunun üzerine İrfan ile feriha mutlu mesut ve bahtiyar bi şekildi yaşadılar.



    OLAY ÖRGÜSÜ:
    İrfanın kadınlara düşman olmsından dolayı kadınlara ders vermek amacıyla kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağını yaymıştır. Ve böylece hem eglenecegini hemde kadın lardan büyük bir öç alacagını düşünmüştür. Bunun üzerine İrfan galip kuyruklu yıldız hakkında halkı aydınlatmak amacıyla bir konferans vererek kuyruklu yıldızı anlatır. Konferansta bulunan herkes korkmaya ve ürpermeye başlar. Bir süre geçtikten sonra konferanstakiler sıkılmışlardır. İrfan bunun üzerine konferansa son vermiştir. Bu söylentini üzerine dünyanın dört bir yanından telgraflar geliyor. Gazeteler hiç durmadan basım yapıyor daha sonra irfan kalemde oturmakta iken odacı gelerek sizi dışarıda siyah çarşaflı, yüzü peçeli bir kadının bekledigini söyledi. İrfan şaşkınlıkla odadan çıkar. Kadına ziyaretinin sebebini sorar. Kadın hiçbir cevab vermeden bir zarf vererek döner gider. İrfan mektubu alarak bir köşeye çekilir.
    Mektubu okumaya başlar. Kadın düşmanı olan irfan bey mektubu okurken o kadar yumuşarki mektubu iki üç defa okur. Kadınlara karşı düşmanlıgı o güne kadar kadınlardan yeteri kadar ilgi bulamadığından kaynaklandığını anlar. İrfan bu mektuba öyle kapılmış ki adeta mektuba aşık olmuştur. Bu güzel mektuba karşılık İrfan beyde güzel bir mektup yazarak cevap verir. Bir gün sonra kaleme yine gelen irfan bey yine siyah çarşaflı yüzü peçeli kadına mektubu verir. Daha sonra cevabı beklemeye başlar. Fakat bir türlü cevabı gelmez. İkinci bir konferans günüde gelmişti. İrfan konferansta her şeyi hazırlamıştır ve herkes yine toplanarak herkes korkmaya başlamış. Birbirleri ile artık helalleşmeye başlamışlardır ve bunun üzerine müthiş bilanın dünya’ya çarpmasına dakikalar saniyeler kalmıştı. Saniyeler sonra müthiş bila dünyaya çarpacaktı ve yedi sekiz saniye kalmıştı. Herkes titriyordu.
    Gözlerini kapatmış kıyametin kopmasını bekliyorlardı. İrfan ışıkları kapatarak masalar yerlere düşer. Büyük bir gürültü çıkar havai fişekler patlamaya başlar. Böylece bayılanlar sinir krizi geçirenler korkudan gülenler bile olmuştu daha sonra irfan yaptıklarına karşı pişman olmuştu. Sonrada feriha dan azarlayıcı bir mektup almıştır. İrfan buna karşılık yinede ferihayı görmemesine rağmen ona aşık olmuş.aşık oldugu kadın bu kadın irfanın oturdugu yeri ailesi hakkındaki her şeyi biliyor fakat irfan bu kadın hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Daha sonra irfan feriha ya karşı mektuplarda duyduğu aşkı mektuplarda feriha ya aşkından bahsetiyordu. Daha sonra İrfan Ferihaya mektubunda evlenme teklif eder. Feriha da bu teklifi kabul eder. Feriha bir şartının oldugunu söyler. Bu şart birkaç gün ömürleri kaldığı için Allahın huzuruna temiz ve bakir bir şekilde çıkmak isteyen feriha yani kuyruklu yıldız dünyaya çarpma saati geçtikten sonra sana duvağımı açarım demiştir. İrfan a bu şartı kabul ederek evlenmişlerdir. Müthiş bilanın dünyaya çarpacağı sabaha kadar beklemeye başladılar.
    İrfan Ferihanın önünde çökerek bana senin gibi eşsiz bir güzellik verdigi için haleyi kutsarım der.sonra baygın bir bakışla Ferihayı bir müddet süzdükten sonra Ferihanın o güzel yüzünden öper…




    KONU:
    Kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacagı sözü yayılıyor ve böylece herkez telaşa düşüyor. Bunun üzerine İrfan galib kuyruklu yıldızı tanıtmak maksadıyla bir konferans düzenlemiştir. Bu konferansta bilgi verdikten sonra Feriha isimli bir genç kız İrfan galibe kuyruklu yıldız hakkında kendini aydınlatmasını isityordu. Birkaç mektuptan sonra İrfan galib yüzünü bile görmedigi Ferihaya mektuplarda aşık olur.
    Kuyruklu yıldızın dünyaya çarpmasına saniyeler kalmıştı. İrfan konferans ışıklarını kapatarak bir gürültü kopuyor. Havaiyi fişekler torpiller patlıyor.o anda bayılanlar sinir krizi geçirenler ve korkudan gülenler vardı. İrfan çok eğlenceli olacağını düşünmüştü fakat gördüklerine İrfanda şaşarak yaptığına çok pişman olmuştu
    Daha sonra ferihadan azarlayan bir mektup alan İrfan bey feriha mektubunda irfanın yaptığı bu şımarık ve yaptığı şeyden eğlence duyan irfana kızmıştı. İrfanın gördüğü rüyaya benzer bir rüyada feriha mektubun da bahsetmişti.bir süre daha mektuplaştık dan sonra İrfan ferihaya evlenme teklifi eder.feriha da irfanın bu teklifini kabul eder.fakat feriha irfana bir şart sunar kuyruklu yıldız dünyaya çarptıktan sonra senle evlenirim ve senin sonuna kadar kadının olmaya kabulümdür ve müthiş bilanın dünyaya çarpacağı gece sabaha kadar irfanla feriha balkonda beklemeye başlar ama müthiş bila dünyaya çarpmayacağı anlaşılıyor bunun sonunda irfanla feriha mutlu mesut yaşayarak hayata devam ederler…
    TEMA
    Tehditçiler Haley’in dünyadakilere bir şey hissettirmeksizin olanca kibarlığıyla geçip gittiğini görünce, kaç zamandır bulaşık bir hastalık haline gelen genel korkuyu tekrarlamak için dünyaya çarpmak üzere olan yıldızın geri döneceğini iddia etmek garipliğine kadar varmaktan çekinmediler…
    İnsanların yalancılıktaki korkusuzluklarına bundan büyük örnek mi olur! ’Haley’ geri dönecektir. Fakat yetmiş beş sene sonra!...Şu satırları okuyan içinde 1985senesine kadar hayatta kalacak şanslılar varsa geçirdikleri şu tecrübeye dayanarak gelecek çocuklarımıza yalancılara kulak asmamalarını tavsiye etsinler. Her sonbaharda birbiri üzerine dökülen ağaç yaprakları gibi insanlar da birbiri ardına toprağa yatarak son bulacaktır. Değişmez bir kanun…Niçin endişe etmeli? Şu dünyada erişebilecek başka ne var? Hayat yalan…Ölüm hakikat…
    Yakacık, 26 Mayıs 1910
    ŞAHIS KADROSU:
    İrfan galip:
    İrfan galip çok yakışıklı ve zengin yirmi iki yaşında öğrenimini İstanbul da tamamlamış kültürlü bir gençti.ama irfan galip kendini beğenmişin ve kendini çok zekalı ve üstün gösteren şımarık bir kişidir. Bir taraftan da memlekete faydalı bir adam olmak için çaba gösterir.Fakat kendi yaşıtlarına göre gençleri hep küçümsüyor ve acıyordu irfan evrim kanunu olan bir makale yazmıştı kadınlardan nefret ettiğini ve kadınlara karşı düşmanlığından bahsediyordu
    Feriha davut :
    Feriha garipliklerden hoşlanan bir kızdır spor yapmayı seven ve kadın olarak ta doğduğuna pişman bir kızdı. Feriha piyano ve dikiş nakış işleri ile uğraşırdı. Feriha her gününün aynı geçmesinden çok sıkılıyordu bazen dadısı ve lalası ile çarşıya inerler feriha çok güzel ve bütün erkeklerin düşlediği çekici bir kızdı
    Bedriye hanım: Mahalleden bir kadındır.
    Emeti hanım: Mahalleden bir kadındır.
    Emine hanım: Mahalleden bir kadındır.
    Behçet: Emeti hanımın yeğeni
    Mebrure: Emetinin kızı
    Ferdane: irfan galip’in anası
    Emsal: irfan beyin hizmetçisi
    ZAMAN VE MEKAN
    Zaman :1910 yılının mayıs ayında gerçekleşiyor.
    Mekan : İstanbul ve semtleri, Bursa ve İrfan galip’in düzenledigi konferans yeri,151 nolu kapının önü.
    ANLATICI.
    Tanrısal bakış açısıdır. Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okumaya kadar uzanır. Anlatıcı, anlattığı olayların dışında durur, gören durumundadır. Yazarın dilini kullanır ve bu sebeple ona “yazar-anlatıcı” da denilir. Zaman zaman okuyucu ile diyaloga girmekten, onlarla sohbet etmekten ve onlara yol göstermekten geri durmazlar.

    SONUÇ/ŞAHSİ KANAATLAR
    Romanda irfan galip kendini yükseltmesi yaşıtındakileri küçümsemesi ve hep onları cahil görmesi dışlaması yani burada kendini zekalı gösterip onlardan daha üstün olduğunu anlatmak istiyor. Feriha ise romanda zenginleri hep güçlü oldugunu fakirlerin zayıf ve ezildigini anlatıyor. Yani feriha burada herkesin eşit olmasını söylemektedir.
    Romanın bana kazandırdıgı ise şakanın bile çok ciddi yaralar açacagını anlamış bulunuyorum. İnsanların canları ile oynayacak onları oyun yapacak şakaları yapmamalıyız. Biz bundan eglence duya biliriz.fakat karşımızdaki kişinin acı hissettiğinde bunu anlamayabiliriz. Yani burada şakanın bile yeri adabı şekli olmalıdır ki karşımızda ki kişiye zara vermeyelim. İrfan galib burada halka yalan söylemesi çok kötü bir şeydir.
    Banada etkisi çocuklarımıza yalancılara kulak asmamalarını tavsiye etsinler. Her sonbaharda birbiri üzerine dökülen agaç yaprakları gibi insanlarda birbiri ardına topraga yatarak son bulacaklar. Degişmez bir kanun… niçin endişe etmeli? Şu dünyada erişlecek başka ne var? Hayat yalan… Ölüm hakikat…
    Romanın hayatımdaki etkileri ise şimdi yaptığım şakalarımda daha dikkatli bir şekilde yapmaktayım.kadınlara karşı biraz daha düzgün , adaplı bir şekilde hareket ediyorum romanda irfan galip in kadınlara düşmanlıgı ve bu düşmanlıgın getirdigi bi öç hınç almak istemesi yanlışbir seydir. Kadınlara düşman olması kadınlara karşı böyle kötü böyle acımasız bir şakanın yapılmaması lazımdır. Zaten romanda da irfan galip yaptıklarından pişman olmuştur.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://konum.benimforum.net
    ByK4RB0N
    ADMİN
    ADMİN
    avatar

    Mesaj Sayısı : 611
    Forum Tecrübesi : 121861
    Kayıt tarihi : 16/06/10
    Yaş : 25

    MesajKonu: Geri: HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ ROMAN TAHLİLİ   Çarş. Tem. 07, 2010 6:29 am

    teşekkür ederiz turan kardeşim
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://konum.benimforum.net
     
    HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ ROMAN TAHLİLİ
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » Yasemin Yıldız - Aşkımıza Ağladım 2007

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    KONUM PORTAL :: EDEBİYAT :: Roman Özetleri-
    Buraya geçin: